Will Lehman kurultayda UAW başkanlığına aday gösterildi

Will Lehman kurultayda UAW başkanlığına aday gösterildi

ABD’de Mack Trucks fabrikasında çalışan sosyalist otomotiv işçisi Will Lehman, Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikasının 2026 başkanlık seçiminde “yetki tabana” sloganıyla adaylığını ilan etmişti. UAW’nin 15 Haziran’da başlayan kurultayında Lehman, ağustos-ekim arası düzenlenecek başkanlık seçimlerine aday gösterildi. Lehman kurultay öncesi delegelere ve sendika üyelerine bir mektup göndererek neden aday olduğunu bir kez daha açıklamıştı.

Lehman’ın kampanyası ve aday gösterilmesi, ABD’de ve uluslararası ölçekte işçi sınıfının sendikal bürokrasiye karşı başkaldırısında ileriye doğru atılan önemli bir adımı temsil ediyor ve Türkiye’de gelişen işçi mücadelelerine de örnek oluşturuyor.

***

UAW kurultayının ardından: Önümüzdeki görev

Will Lehman — UAW Başkanlığı için taban adayı

18 Haziran 2026

Dün, Detroit’teki Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) Tüzük Kurultayı’nın salonunda, UAW Uluslararası Başkanlığı için aday gösterilmekten onur duydum. Beni aday gösteren iki delegeye teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca beni aday göstermeye söz veren ancak aday gösteren delege sayısını ikiyle sınırlayan kural nedeniyle bu fırsattan mahrum bırakılan her delegeye de teşekkür etmek istiyorum.

Ve bu adaylığı mümkün kılan her işçiye teşekkür etmek istiyorum. Bu kampanyayı paylaşan ve ona katkıda bulunan her otomotiv işçisine, yedek parça işçisine, akademik emekçiye, sağlık emekçisine, kumarhane emekçisine ve emekliye teşekkür ediyorum.

Bu kampanyadaki rakiplerim aygıtı temsil ediyor. Bunların başında mevcut Başkan Shawn Fain geliyor. 2022’de Fain kendisini bir reform adayı olarak sundu; yolsuzluğu temizleme ve sendikayı nihayet şirketlere karşı mücadele ettirme sözü verdi. Görevdeyken ise bunun tam tersini yaptı. İşçileri defalarca sattı: nefret edilen kademe sistemini olduğu gibi koruyan 2023 Üç Büyükler [Fiat/Stellantis, General Motors, Ford] toplu sözleşmelerini “tarihi” diye göklere çıkardı, ardından aynı şirketler toplu işten çıkarmaları ve fabrika kapanışlarını ilan ederken kenara çekildi. Her fırsatta üyeleri şirketlere ve Demokrat Parti’ye tabi kıldı.

Fain’in yanında UAW Bağımsız, Yedek Parça ve Tedarikçiler Bölümü Müdürü Rich Boyer duruyor. Aygıtın bu bölümü mücadeleleri birbiri ardına satmıştır.

Bu kampanya, işte o aygıta karşı yönelmiştir. Bu, yetkinin, sendikaya egemen olan bürokrasiden tabana —üretim sahasındaki işçilere— aktarılması mücadelesidir.

Bu mücadelenin neden gerekli olduğu, fabrikalardaki herkes için apaçık ortadadır. Ve her geçen gün, bu mücadeleyi mümkün kılan başkaldırı giderek güçleniyor. Nexteer’de işçiler üç toplu sözleşmeyi reddetti ve yüzde 86 oyla greve gitme kararı aldı ama aygıt tarafından çalışmaları emredildi. Dana’da işçiler satış anlaşmalarını ezici çoğunlukla reddetti. American Axle’da işçiler iş bırakınca geri dönmeleri emredildi. Bu taban isyanı gerçektir, yayılmaktadır ve bürokrasi artık onu dizginleyemez.

Bunun ardında, bu ülkedeki her işçinin deneyimi yatıyor. Şirket kârları rekor düzeylere ulaşırken, enflasyon ücretlerimizi yok etti. Yurtdışında savaş genişliyor ve bunun bedeli yurtiçindeki kesintilerle ödeniyor. Demokratik haklar yok ediliyor, göçmenler avlanıp sınır dışı ediliyor ve emekçilerin bağımlı olduğu kamu hizmetleri tasfiye ediliyor. Çalışma saatleri uzuyor, emeklilik güvencesinin içi boşaltıldı ve fabrikalardaki üretimi hızının artırılması kırılma noktasına ulaştı.

Tüm bunlara duyulan öfke muazzam. Mücadele etme arzusu her yerde. Örgütlenmek ve gidilecek yönü belirlemek gerekiyor.

Biz her işçinin ihtiyaç duyduğu şey için mücadele ediyoruz: enflasyonu geride bırakan ücret artışları, güvenli çalışma koşulları, kademe sisteminin sona erdirilmesi ve hem çalışan işçiler hem de emekliler için güvenceli emekli maaşları ve sağlık hizmeti. Ve bizi bu halde tutan sisteme karşı mücadele ediyoruz: oligarşiye ve onun ürettiği aşırı eşitsizliğe karşı, diktatörlüğe doğru gidişe ve demokratik haklara yönelik saldırıya karşı, savaşa karşı ve bütün bunların içinden geçen şirket sömürüsüne karşı.

Bu mücadele fabrika kapısında ya da ulusal sınırda durmamalıdır. Her fabrikadaki, her sektördeki ve her ülkedeki işçileri birleştirmelidir.

Özellikle, Kuzey Amerika’daki otomotiv işçilerini, aynı işverenlerle, aynı hız artışıyla ve aynı dibe doğru yarışla karşı karşıya olan Meksika ve Kanada’daki kardeşlerimizle birleştirmeliyiz. Ve dünyanın dört bir yanında mücadele eden işçilere dayanışmamızı sunuyoruz; buna, Türkiye’deki işçilerin şirket sömürüsüne ve sendika bürokrasisinin işbirlikçiliğine karşı verdiği kahramanca mücadele de dahildir. Onlara yönelik saldırılar, bize yönelik saldırılardır ve bunlara ancak uluslararası bir karşılık verebilir.

İşte bu kampanyanın amacı budur. Aday gösterilmek önemli bir adımdır ama asıl zorlu çalışma şimdi başlıyor. Bu kampanya hiçbir zaman beni Dayanışma Evi’ne [UAW genel merkezi] sokmakla ilgili olmadı. Bu mücadele gerçek bir taban hareketi inşa etmekle ilgilidir; her fabrikayı bir direniş kalesine dönüştüren ve mücadeleyi fabrikalardan mahallelere, okullara ve emekçilerin yaşadığı ve mücadele ettiği her yere taşıyan bir hareket inşa etmeliyiz.

UAW üyesi olsun olmasın her işçiye, bu hareketi inşa etmemize katılma çağrısı yapıyorum: biz işçiler tarafından denetlenen, aygıtın hâkimiyetini kırabilecek ve mücadelelerimizi yeniden kendi ellerimize alabileceğimiz bir komiteler ağı inşa edelim.