Sendikal Bürokrasiyi Lağvet, Yetkiyi Tabana Devret
Will Lehman’ın UAW Sendikası Başkanlık Kampanyası ve Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı
Giriş
Bu broşür, ABD Pensilvanya’daki Mack Trucks fabrikasında çalışan Will Lehman’ın Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası başkanlığı kampanyasıyla ilgili yazıları bir araya getiriyor. Söz konusu olan Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sıradan bir sendika seçimi değil, Türkiye ve dünyanın dört bir yanındaki işçilerin karşı karşıya olduğu temel stratejik meselelere verilen bir yanıttır.
Lehman, Haziran 2026’da Detroit’te toplanan 39. UAW Tüzük Kurultayı’nda ikinci kez başkanlığa aday gösterildi. Lehman’ın programı açık ve uzlaşmazdır: sendikaya egemen olan asalak bürokratik aygıtın lağvedilmesi ve iktidarın/yetkinin, işçiler tarafından demokratik olarak denetlenen taban komitelerine devredilmesi. Lehman, bürokrasiyi “içeriden düzeltme”nin olanaksız olduğunu kavramış sosyalist bir işçi olarak seçime katılıyor. Onun kampanyası, ABD’deki Demokrat Parti’ye yedeklenmiş sendikal aygıtın, sınıf işbirliğinin, işçileri bölen milliyetçiliğin ve Amerikan emperyalizminin saldırganlığının reddi üzerine kuruludur.
Bu mücadelenin neden Türkiye’deki işçileri de doğrudan ilgilendirdiği, broşürdeki yazılarda somut biçimde görülüyor. Lehman, İzmir Kınık’ta üretimi durduran 1.243 Polyak madencisine, Ankara’ya tarihi bir yürüyüş yapıp orada direnip gözaltına alınan Doruk madencilerine, tutuklanan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’ya ve BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e doğrudan dayanışma mesajları gönderdi. Bu, proleter enternasyonalizminin pratikteki ifadesidir: Soma’da 301 madencinin katledilmesi, Polyak madencilerinin ödenmeyen ücretler ve tehlikeli çalışma koşulları karşısındaki isyanı, Migros depo işçilerinin grevi, Sırma Halı işçilerinin ve Doruk madencilerinin direnişi ile ABD’de Nexteer ve Dana işçilerinin satış sözleşmelerini reddetmesi tek bir sürecin parçasıdır.
Aynı süreç, her yerde aynı karşıtlığı üretiyor: bir yanda ABD’de mali oligarşinin asalaklığını simgeleyen Elon Musk’ın dünya tarihinde ilk dolar trilyoneri olması ve Türkiye’deki büyük şirketlerin ve bankaların eşi görülmedik kârlar elde etmesi ve servet biriktirmesi, öte yanda yoksullaşan, hakları gasp edilen ve savaşın bedelini ödemeye zorlanan işçi sınıfı. Erdoğan rejiminin gelişmekte olan işçi hareketine yanıtı ile Trump yönetiminin bir başkanlık diktatörlüğü kurmaya girişmesi arasındaki paralellik tesadüf değildir.
Egemen sınıfın kapitalist sistemin derinleşen krizine esas olarak iki yanıtı bulunuyor: dünyanın yeniden emperyalist paylaşımı ve işçi sınıfına karşı sınıf savaşı. Devasa bir toplumsal eşitsizlik üzerinde yükselen mali oligarşinin servetini ve iktidarını koruyup güçlendirmeyi amaçlayan bu iki yanıt ile demokratik yönetim biçimleri bağdaşmamaktadır. Her ülkede işçi sınıfının artan direnişine bunu bastırmaya çalışan polis devleti aygıtlarının inşası eşlik etmektedir. Üretim ve tedarik zincirleri üzerinden küresel ölçekte işleyen bir ekonominin ve bu ekonomiyi emeğiyle var eden küresel bir işçi sınıfının var olduğu günümüzde, kapitalist sınıfın sınırların ötesindeki koordineli saldırısına işçilerin yanıtı da uluslararası ölçekte koordineli olmak zorundadır.
Lehman’ın kampanyasının temel önemi buradadır. Küresel sorunlara ulusal çözümlerin olmadığını bilen Lehman, sendika bürokratlarını başka bürokratlarla değiştirmeyi değil, işçilerin kolektif gücünü kapitalist sömürüye, emperyalist savaşa ve baskıya karşı Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) çatısı altında seferber etmeyi savunuyor. Bu ittifak, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin parçası olduğu Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) perspektifiyle, işçileri milliyet, ırk ve din temelli bölünmelerin ötesinde birleştirmeyi hedefliyor.
Türkiye’deki işçiler için sonuç açıktır: sosyal ve ekonomik haklarımızı savunup geliştirmek için, devlete ve şirketlere tabi sendika konfederasyonlarından bağımsız bir mücadelenin inşa edilmesi gerekiyor. İhtiyacımız olan, her işyerinde kurulacak, işçilerin kolektif gücünü ve mücadelelerini kentlerin ve sınırların ötesinde birleştirecek taban komiteleridir. Kapitalist kâr yerine insanların ihtiyaçları üzerine kurulu sosyalist bir ekonomi ve işçi iktidarı, bu kitlesel taban örgütleri üzerinde yükselecektir. Bu broşür, bu uluslararası stratejinin işçiler ve işçi sınıfından yana aydınlar arasında tartışılmasını amaçlamaktadır.
Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal
Temmuz 2026