ABD’de Mack Trucks fabrikasında çalışan sosyalist otomotiv işçisi Will Lehman, Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikasının 2026 başkanlık seçiminde “yetki tabana” sloganıyla adaylığını ilan etti.
Lehman’ın Türkiye ve uluslararası işçi sınıfına örnek oluşturan kampanyasını destekliyor, aşağıda Türkçe çevirisi yer alan kampanya açıklamasını destekleyen herkesi Lehman’la dayanışma açıklaması yapmaya çağırıyoruz.
2026 Seçimlerinde UAW Başkanlığına Neden Aday Oldum?
12 Şubat 2026
Ben Will Lehman. Pensilvanya, Macungie’deki Mack Trucks fabrikasında çalışıyorum ve 2026 seçimlerinde Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası başkanlığına adayım. Bu kampanya, UAW’nin örgütlenme, program ve stratejisinde köklü bir değişim başlatmayı amaçlıyor:
1) Sendika üzerindeki Dayanışma Evi [genel merkez] bürokrasisinin diktatörlüğü son bulmalı, UAW yüzlerce asalak sendika bürokratından arındırılmalı, taban komiteleri ağının oluşturulmalı, güç ve karar verme yetkisi şirket yanlısı sendika aygıtından alıp çalışan işçilere devredilmelidir.
2) UAW’nin şirketlerle işbirliği sona ermeli ve sendikanın amacı, şirketlerin kârlılığı değil, tabanın ihtiyaçları olarak yeniden belirlenmelidir. 45 yıldır şirketlere hizmet eden politikalar, sınıf mücadelesi stratejisiyle değiştirilmelidir. Otomotiv işçileri, sağlık emekçileri, akademisyenler ve UAW üyesi diğer işçiler dahil olmak üzere tüm işçilerin ücretleri, geçmişteki tavizler ve şiddetli enflasyonun yol açtığı kayıpları tamamen telafi edecek şekilde artırılmalıdır. Emekliler ekonomik güvenceye kavuşmalıdır.
UAW, hiçbir işçinin işten çıkarılmaması politikasını benimsemeli ve tüm işçiler için iş güvencesi talep etmelidir. İşçilerin tüm tıbbi ihtiyaçlarını karşılayan sağlık sigortası masrafları şirket tarafından karşılanmalıdır. İş güvenliği, çalışma koşulları ve üretim standartları üzerinde taban denetimi kurulmasıyla güçlendirilmelidir. Maaş kaybı olmadan haftada 30 saatlik çalışma şeklindeki tarihsel talep yeniden ileri sürülmelidir. Fazla mesai isteğe bağlı olmalı ve normal ücretin üç katı ile ödenmelidir.
3) UAW bürokrasisinin gerici şovenizmi reddedilmelidir. Ticaret savaşı kapitalistler arasında, pazarların kontrolü ve işçi sınıfının sömürülmesiyle elde edilen kârdan daha büyük pay almak için verilen bir mücadeledir. Bu savaş, işçilere hiçbir şey kazandırmaz. İhtiyacımız olan şey, Amerikan, Kanadalı ve Meksikalı işçilerin ulusötesi şirketlere karşı birleşik mücadelesine dayanan uluslararası bir stratejidir. Sendika, sınıf kardeşlerimiz olan göçmen işçilere yönelik acımasız zulme karşı çıkmalıdır. Bu sendikanın üyeleri şu gerçeği anlamalıdır: Otomotiv sektöründeki yoğunlaşmış, farklı etnik kökenlerden gelen göçmen ve ilk kuşak işgücü ve onların dayanışma ve direniş gelenekleri olmasaydı, 1930’ların ortalarında UAW’yi doğuran işyeri mücadeleleri aynı kitlesel, militan şekli alamaz ve o kadar hızlı zaferler elde edilemezdi.
4) Sendika üyelerinin üretimden gelen tüm gücü, demokratik hakları savunmak ve savaşa karşı çıkmak için harekete geçirilmelidir.
Normal zamanlarda değiliz
Bu sıradan bir seçim değil, çünkü normal zamanlarda değiliz. Ülke genelinde, UAW üyeleri ve tüm sektörlerdeki işçiler, otomasyon, hızlanma ve güvenli olmayan çalışma koşullarının yol açtığı kitlesel işten çıkarmalarla karşı karşıya. Aynı zamanda, mali oligarşi artan öfke ve direnişe şiddet, savaş, temel demokratik haklara saldırarak ve bir polis devleti diktatörlüğü kurmaya çalışarak yanıt veriyor.
ICE ajanları, öldürme yetkisiyle şehirlerimizde dolaşıyor. Illinois’de, üç çocuk annesi Renée Good ve sendika üyesi kardeşimiz Alex Pretti öldürüldü. Elon Musk, Jeff Bezos ve diğer milyarderlerin temsilcisi Trump, Hitler’in Üçüncü Reich’ının Amerikan versiyonunu kurmaya kararlı.
Biz işçiler, insana yakışır bir yaşam standardı, güvenceli işler ve güvenli çalışma koşulları dahil olmak üzere, sosyal ve demokratik haklarımızı savunmak için kolektif olarak örgütlenmeliyiz. Şirketler üretimi hızlandırır, iş güvenliğini azaltır ve insan hayatını değersizleştirirken, işçiler iş yerinde sakatlanıyor, iş cinayetine kurban gidiyorlar. Stellantis’in motor fabrikasında bakım çalışması yaparken ezilen Ronald Adams Sr.’ın ölümü, kâr için işçileri kurban eden sisteme yönelik sert bir suçlama olarak durmaktadır.
Ancak elimiz kolumuz her fırsatta bize karşı çalışan bir sendikal aygıt tarafından bağlanmışken, hayatlarımızı ve geçim kaynaklarımızı savunamayız.
UAW sadece ismen bir sendikadır
Mevcut yapısıyla UAW sadece ismen bir sendikadır. Bizi birbirimizden yalıtmak, disiplin altına almak ve şirketler ve hükümetle işbirliği içinde olan ayrıcalıklı bürokrasinin çıkarlarını korumak için çalışmaktadır.
İşte bazı olgular:
UAW’nin 1,1 milyar dolarlık varlığı bulunuyor. Sendikanın en son mali açıklamasına göre, UAW International yaklaşık 1000 kişiyi istihdam ediyor. Bunların yaklaşık 470’i yılda 100.000 doların üzerinde gelir elde etmektedir. UAW Başkanı Shawn Fain’in yıllık maaşı 270.000 dolardır. Sekreter-Sayman Margaret Mock’un yıllık maaşı 247.000 dolardır. Üç başkan yardımcısının yıllık maaşı ortalama 235.000 dolardır. Dokuz bölge müdürünün yıllık maaşı ise ortalama 220.000 dolardır.
Bu yetkililer, Amerika Birleşik Devletleri’nde en yüksek gelirli yüzde 5’lik kesimde yer almaktadır. Onlar, bizim karşılaştığımız ekonomik şoklara maruz kalmıyorlar. 220.000 dolar kazanan bir bölge müdürü, kirayı nasıl ödeyeceğini, market alışverişini nasıl yapacağını veya yarın işini kaybedip kaybetmeyeceğini düşünmek zorunda değil.
Ayrıca genel merkezin emirlerini yerine getiren 500 ila 600 “Uluslararası Temsilci” bulunmaktadır. Bu temsilciler yılda 140.000 ila 160.000 dolar kazanmakta ve yüksek maaşlı endüstri polisi olarak görev yapmaktadır. Üst yönetimin kararlarını dayatıp tabanın muhalefetini bastırmaya uğraşırlar.
Toplamda, bu temsilciler her yıl 90-100 milyon dolarlık personel gideri oluşturmaktadır. Aygıt bizleri, işlerimizi ya da iş güvenliğimizi değil, kendi gelir kaynaklarını savunmaktadır.
Bu gelirler, sendikanın 1,1 milyar dolarlık kasasından faydalanmaktadır. Yaklaşık 800 milyon dolar hisse senetleri, tahviller ve yatırım fonlarına yatırılmıştır. İşçiler maaştan maaşa yaşarken onlar Wall Street’te spekülasyon yapıyorlar. 150 milyon dolar hazine bonolarına yatırılmıştır. Ve bir 150 milyon da Dayanışma Evi ve lüks tatil köyü mülkleri gibi üzere gayrimenkullere yatırılmıştır.
Grev fonu bile bir yatırım planı olarak yönetilmektedir. Bu fon, işçi direnişlerine kaynak değil, bürokrasiye faiz getirisi sağlamaktadır.
Bu bir iş modelidir. Ve bu iş modelinden faydalanan taraf işçiler değildir.

2022 seçimleri ve “reform” sahtekârlığı
Tabanın sesi olmak için 2022’de UAW başkanlığına aday oldum. O seçimde demokratik haklar açıkça bastırıldı. UAW üyelerinin yüzde 90’ından fazlası oy kullanmadı, çünkü yönetim biz işçileri haberdar etmeyip sürecin dışında tutmak için elinden geleni yaptı.
Shawn Fain “reform” vaadiyle yönetime geldi. Peki, ne elde ettik? İşten çıkarmalar. Tavizler. Çoğu işçiyi iş başında tutan “dik duruş grevi.” Ve şimdi, daha fazla yolsuzluk gün yüzüne çıkıyor.
Gerçek şu ki, bu bürokrasi düzeltilemez. Bürokrasi ortadan kaldırılmalıdır. Şirket yönetimleriyle ve devletle işbirliği yapan sendika asalakları görevden alınmalı ve sendikanın kaynakları onların elinden alınarak tabanın demokratik denetimi altına alınmalıdır.
Bu kampanyanın amacı
Bu kampanyanın amacı beni genel merkezde rahat bir ofise yerleştirmek değil; oraya taşınmayacağım. Ben üretim hattında kalacağım. Bu kampanyanın amacı, bir yetkilinin yerine başka bir yetkiliyi getirmek değil, bürokrasiyi ortadan kaldırmak ve yetkiyi tabana devretmektir.
Biz işçiler muazzam bir güce sahibiz. Biz olmadan hiçbir şey olmaz. Makineler çalışmaz. Kamyonlar sevkiyat yapmaz. Kâr akışı olmaz.
Ama bu gücü bilinçli bir şekilde kullanmalıyız. Bu da örgütlenmek demektir.
Bu kampanya, her fabrikada, depoda ve işyerinde taban komitelerinin -yani karar verme gücünü kendi ellerimize aldığımız bağımsız, demokratik işçi örgütlerinin- kurulmasına öncülük etmek için yapılacaktır. Bu komiteler eylemleri koordine edecek, işyerleri ve sektörler arasında bağlantı kuracak ve işçi sınıfının gerçek bir karşı saldırısının temelini hazırlayacaklar.
Sosyalist ve enternasyonalist bir aday
Ben sosyalist ve enternasyonalist bir adayım. Sosyalizm, sömürümüzden kâr elde eden milyarderler tarafından değil, işçi sınıfı tarafından yönetilen bir toplum demektir. Irk, milliyet veya etnik köken temelinde bizi bölmeye yönelik her türlü girişimi reddetmeli ve işçileri ortak bir mücadele içinde, sınırların ötesinde birleştirmek için savaşmalıyız: hepimizin çıkarları ve düşmanları aynıdır.
Kurtuluş yok tek başına
Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak mücadele etmeliyiz. Ama bu savaşı tek başıma veremem. Benim gibi tabandan bir işçinin aday gösterilmesini engellemek için her şeyi yapacaklardır.
Sizleri, UAW’nin tüm üyelerini, bu mücadeleye katılmaya çağırıyorum. Zenginlerin, politikacıların, sendika patronlarının değil, işçi sınıfının sesi olan bu kampanyanın geliştirilmesine yardımcı olun. Toplantılar düzenleyin. İş arkadaşlarınızla konuşun. Taban komiteleri kurun. Sendika şubenizden, UAW Tüzük Kongresi delegelerinin demokratik olarak seçileceği, kamuoyuna duyurulmuş bir toplantı düzenlemesini talep edin. Aday olarak gösterilebilmem için UAW Tüzük Kongresi’ne sendika şubenizden delegelerinizi seçin veya kendiniz delege olun.
Bu yıl, “Tüm insanlar eşit yaratılmıştır” ve “Yaşama, Özgürlük ve Mutluluğu Arama” haklarına sahiptir, diye ilan eden Amerikan Devrimi’nin 250. yıldönümü.
Bugün bu ilkeler saldırı altında.
Büyük düşünür Tom Paine’in yazdığı gibi, “Bunlar, insanların ruhlarını sınayan zamanlardır.” Devrimci ideallerimizi yeniden canlandırmanın zamanı geldi.
***
Dayanışma mesajlarınızı buradan gönderebilirsiniz.