ABD’de Mack Trucks fabrikasında çalışan ve Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikasının 2026 başkanlık seçiminde “yetki tabana” sloganıyla adaylığını ilan eden sosyalist otomotiv işçisi Will Lehman, tutuklanan BİRTEK-SEN lideri Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması talebiyle 19 Mart 2026’da bir dayanışma açıklaması yayımladı. Aşağıda açıklamanın Türkçe çevirisini yayımlıyoruz.

Bağımsız taban sendikası BİRTEK-SEN’in (Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası) genel başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanmasını en güçlü biçimde kınıyor ve derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep ediyorum.
Türkmen, Gaziantep’teki evine düzenlenen bir polis baskınıyla gözaltına alındı ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” etmekle suçlandı. Bu, muhalefeti suç kapsamına almaya yönelik açık bir kumpastır ve siyasi bir bahanedir. Türkmen’in tek “suçu” gerçeği söylemektir: Sırma Halı işçilerinin aylardır maaş alamadığını ve devletin polisi maaşlarını çalan patronlara karşı değil, protesto eden işçilere karşı harekete geçirdiğini dile getirmiştir.
Suçlanan şey “nefret söylemi” değil, şirketlerden yana olan sendikal aygıttan bağımsız olarak örgütlenen, bilinçli ve militan bir işçi hareketinin ortaya çıkmasıdır. Türkmen’in de bizzat açıkladığı gibi, işçiler her gün tehlikeli işyerlerinde ya hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor; oysa patronlar hiçbir sonuçla karşılaşmıyor. Bir işçi önderi ise ücret hırsızlığını ve tehlikeli çalışma koşullarını ifşa ettiği için mahkeme önüne çıkarılıyor. Bu durum, devletin sınıfsal niteliğini açıkça ortaya koymaktadır: Mahkemeler ve polis, tıpkı politikacılar gibi, işverenlerin çıkarlarına hizmet etmektedir.
Türkmen’in tutuklanması, Türkiye’de büyüyen işçi hareketine yönelik kapsamlı bir saldırının parçasıdır. Migros depo işçileri, İzmir’deki Polyak Madencilik’te üretimi durdurup madenin yönetimini ele geçiren 1.243 kömür madencisi, Sırma Halı’daki halı işçileri — hepsi aynı sorunlarla mücadele ediyor: ücret hırsızlığı, tehlikeli çalışma koşulları ve işçilere değil patronlara hizmet eden sendika bürokrasisi.
Erdoğan hükümetinin büyüyen işçi hareketine yanıtı, ABD’deki Trump’ın tutumunda olduğu gibi, baskıdır. Türkiye giderek genişleyen Ortadoğu savaşının içine çekilirken, hükümet her türlü toplumsal ve siyasi muhalefete —özellikle de işçi sınıfından gelen muhalefete— hiçbir alan tanımamaya kararlıdır. Savaşa hazırlanan bir hükümet, bağımsız örgütlenen, ücretleri için greve giden ve susturulmayı reddeden işçilere tahammül edemez. Demokratik haklara yönelik saldırı ile işçilerin yaşam standartlarına yönelik saldırı aynı sürecin iki yüzüdür ve her ikisi de militarizm ve savaş yönelimiyle birlikte derinleşmektedir.
Şirketler küresel ölçekte faaliyet yürütmekte ve saldırılarını sınırların ötesinde koordineli biçimde yapmaktadır. Bizim yanıtımız da aynı nitelikte olmak zorundadır. Amerika Birleşik Devletleri ve dünya genelindeki otomotiv işçilerini ve tüm işçileri Mehmet Türkmen’i savunmaya çağırıyorum. Onun mücadelesi bizim mücadelemizdir. Şunları talep etmeliyiz:
- Mehmet Türkmen ve tutuklu bulunan tüm işçiler ve örgütçüler derhal ve koşulsuz serbest bırakılsın
- Grevlere, protestolara ve demokratik haklara yönelik tüm baskılara son verilsin
- Tüm birikmiş ücretler eksiksiz ödensin ve güvenli çalışma koşulları sağlansın
İşçiler aynı zamanda gerekli sonuçları çıkarmalılar. Devlete ve şirketlere bağlı sendikal aygıt bizi savunmayacak. İhtiyacımız olan, her işyerinde taban komitelerinin kurulmasıdır; demokratik olarak denetlenen, işçilere karşı hesap verebilen ve bürokrasiden bağımsız komiteler. Bu komiteler, işyerinde yetkiyi işçilere devretmek, farklı sektörlerdeki ve farklı ülkelerdeki işçileri birleştirmek amacıyla oluşturulmalıdır.
Bu komiteler uluslararası düzeyde birbirleriyle bağlantı kurmalıdır. İşçiler sınırlar ötesinde iletişim kurmalı, eylemleri koordine etmeli ve baskıyla karşı karşıya kalan her işçiyi savunabilecek kapasitede dayanışma ağları örmelidir. Hiçbir mücadele yalnız bırakılamaz.
UAW sendikası başkanlığı kampanyamda şu perspektif için mücadele ediyorum: Her işyerinde taban komiteleri kurulması yoluyla yetkinin işçilere devredilmesi. Aynı perspektife Türkiye’de ve her yerde ihtiyaç var.
İşçiler olarak demokratik biçimde ve uluslararası düzeyde örgütlendiğimizde — şirket yanlısı sendikal bürokrasinin vesayetine boyun eğmeyi reddettiğimizde — üretimi durdurabilir ve hiçbir mahkemenin ya da hükümetin kendiliğinden vermeyeceği tavizler elde edebiliriz. Hatta savaşı bile durdurabiliriz.
Büyük Amerikalı sosyalist ve işçi önderi Eugene Debs, haksızlığa karşı sesini yükselttiği için hapsedilmişti — egemen sınıfın savaş uğruna işçilerden sessizlik talep ettiği bir dönemde, gerçeği söylediği için yargılanmıştı. ABD’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılmasına karşı çıktığı için on yıl hapis cezasına çarptırıldığı mahkemede Debs şöyle demişti: “Bir alt sınıf olduğu sürece ben de onun içindeyim; suç işleyenler olduğu sürece ben de onların arasındayım; bir tek kişi bile hapishanedeyken ben özgür değilim.” Yüz yılı aşkın bir süre önce söylenen bu sözler, bugün de o gün kadar doğrudur.
Mehmet Türkmen’in serbest bırakılmasını talep edin! Birimize yapılan haksızlık hepimize yapılmış demektir!
Will Lehman
19 Mart 2026